
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Işıltılı elbiseler, göz kamaştıran takılar, hayranlık uyandırıcı bir yürüyüş… Bir mankeni ‘manken yapan her şey’ gerçekten bunlar mıydı? Lauren Wesser 24 yaşına kadar mankenlik yapmanın olmazsa olmazlarını sayarken bu 3 maddeyi liste başı yapıyordu. Güzellik onun için dış görünüştü. Her şey mükemmel görünmeli, tastamam olmalıydı. Ancak her kadın gibi yaşadığı regl döngüsü 24 yaşında onun dönüm noktası olacaktı. Pek çok hijyen ürünü kadınların hayatını kolaylaştırmak ve kişisel hijyenlerini sağlamak konusunda büyük kolaylıklar sunuyordu. Lauren da regl döngüsü için bu ürünlerden biri olan ‘tampon’ kullanmayı seçenlerdendi. Genç ve güzel manken kariyerinin en önemli yıllarını yaşadığını düşündüğü o dönemde hiç beklemediği bir sınavı geçmek zorunda kalmıştı. Kanatsız kuş uçamaz, bacaksız manken podyumun tozunu attıramazdı, yani pek çok kişi için bu böyleydi. Lauren da yaşadığı talihsiz hastalık sonucu 2 bacağını da kullandığı ‘tampon’a kurban verene kadar böyle düşünüyordu. Ancak tüm hayatını değiştirecek olan regl döngüsü başladığında artık bambaşka biri olacaktı. Lauren bacakları olmadan mankenlik yapamayacağına kendisini inandıran herkese inat bir hayat hikâyesi yazacaktı. Üstelik onu günden güne tüketen ‘Toksik Şok Sendromu’na (TSS) meydan okuyarak! Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hüsrev Diktaş ve Kadın Hastalıkları ve Doğum – Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, Lauren Wesser’in bacaklarını kaybetmesine neden olan TSS’yi ve süreci Milliyet.com.tr’ye değerlendirdi.

LAUREN’İN BACAKLARINI ALAN BAKTERİLER HEPİMİZDE VAR: ‘8 SAATTEN FAZLASI RİSK’
Lauren Wesser kariyerinin ‘altın’ yıllarını yaşadığını düşünüyordu. Henüz 24 yaşındaydı ve moda dünyasının en önemli dergilerinde boy gösteriyordu. 2012 yılında yine herhangi bir regl döngüsü başlamış ve Lauren her zamanki gibi bu süreci atlatırken tampon kullanmayı tercih etmişti. Modellik yaparken en çok ve etkili hijyen yöntemi buydu. Ancak bu regl döngüsü diğerleri gibi seyretmiyordu. Lauren belirtileri aynı grip hastalıklarına benzeyen, ateş ve halsizlik gibi bir hastalık yaşıyordu. O da bunun grip olduğunu düşündüğünden pek de önemsememişti. Oysa Lauren nadir görülen ölümcül sonuçlar doğurabilen Toksik Şok Sendromu’na (TSS) yakalanmıştı. Üstelik tamponunu talimatlara uygun şekilde değiştirmesine rağmen bu sorunlar yaşanmış ve genç model için regl döngüsünden sonraki günler kısa süre içinde korkunç bir tabloya dönüşmüştü. Lauren Wesser’in durumu hızla ağırlaşıyordu. Organ yetmezliği başlamış hatta kalbi durma noktasına gelmişti. Evinde baygın halde bulunan ünlü model için doktorların verdiği yaşama ihtimali ise yüzde 1’e düşmüştü. Yaşadığı sepsis ve kangren nedeniyle önce sağ bacağı diz altından ampute edilen Lauren için hayatını değiştirecek günler başlamıştı. Bugüne dek oyuncu ve model olan Lauren, artık bir aktivistti! Lauren Wesser, Toksik Şok Sendromu’nu yenme ve sağ bacağını ve sol ayağındaki parmaklarını bu hastalık nedeniyle kaybettikten sonra kız çocuklarını ve kadınları tamponların tehlikeleri konusunda eğitmeye başlamıştı. Ancak tek tehlike tamponda da değildi. Kadınlar için üretilen kişisel hijyen malzemeleri uzun süre cilde temas halinde TSS ve diğer tahriş, alerji gibi problemleri beraberinde getiriyordu. Hele ki kirli olduklarında bakteri ve mikropların insan sağlığını bozması için zemin hazırlanıyordu. Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, Lauren’in TSS’ye yakalanmasının ve bu ürünlerdeki gizli risklerin niçin her kadında aynı şekilde ortaya çıkmamasının nedenlerini şöyle anlattı:

AĞRILARA DAYANMAK MI SOL BACAĞINI KAYBETMEK Mİ?
2019’da Lauren’in 5 yıldır süren mücadelesi dayanılmaz ağrılarla sürüyordu. Sağ bacağını kaybetmiş, sol bacağı ise Lauren’in yaşama tutumasını zorlaştıracak şeyler hissettiriyordu. 1 bacakla da hiç bacakla da manken olamayacağını savunanlar karşısında Lauren yeni bir mücadele vermeye hazırlanıyordu. 2019’daki bir röportajında Toksik Şok Sendromu (TSS) ile mücadelesi nedeniyle her gün dayanılmaz ağrılar çektiğini ve sol bacağından da bir ampütasyon geçirmeyi planladığını açıklayan Lauren, bu ameliyatın sonunda moda dünyasının ‘altın bacaklı kızı’ olacaktı. Peki ama ağrıların başka bir çözümü olamaz mıydı? Yoksa TSS yıllarca vücudu başka yerlerinden tüketiyor muydu? Wesser’in yıllar sonra sol bacağının kesilmesine ilişkin, “Lauren Wesser’in yıllar sonra ikinci bacağını kaybetmesi, enfeksiyonun veya toksinlerin vücudunda aktif olarak devam ettiği anlamına gelmez. TSS sırasında yaşanan ağır dolaşım bozukluğu ve doku kaybı kalıcı hasar bırakabilir. Bazı dokular ilk anda tamamen ölmez ancak ciddi derecede zarar görür. Bu dokular yıllar boyunca kronik ağrı, iyileşmeyen yaralar, enfeksiyon eğilimi ve fonksiyon kaybına yol açabilir. Lauren Wesser’in ikinci amputasyonu da büyük ölçüde bu kalıcı hasarların yaşam kalitesini ciddi şekilde bozması nedeniyle gerçekleşmiştir. Bu durum yeni bir TSS atağı değil, geçmişte oluşan hasarın uzun dönem sonucudur” diyen Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, sözlerine şöyle devam etti:
“TSS atlatıldıktan sonra hastalık yıllar boyunca sessiz şekilde ilerleyerek yeni organları etkilemez. Ancak akut dönemde hasar gören böbrek, sinir sistemi veya diğer organlarda kalıcı sekeller varsa bunların sonuçları yıllar içinde görülebilir. Yeni bir TSS gelişmesi için yeniden toksin üreten bakterilerle ilişkili yeni bir enfeksiyon oluşması gerekir. Eski TSS’nin yıllar sonra kendiliğinden yeniden aktif hale gelmesi beklenen bir durum değildir. Amputasyon, TSS’ye karşı koruyucu bir yöntem değildir. Lauren Wesser’in bacaklarının kesilmiş olması yalnızca geri dönüşü olmayan hasarlı dokuların uzaklaştırılması anlamına gelir. Eğer ilerleyen yıllarda yeniden toksin üreten bakterilerle ilişkili ciddi bir enfeksiyon gelişirse teorik olarak tekrar TSS oluşabilir. Ancak önceki olayın devamı şeklinde bir riskten söz etmiyoruz. Dolayısıyla amputasyon kişiyi TSS’den “ömür boyu koruyan” bir işlem değildir; sadece önceki enfeksiyonun bıraktığı hasarın yönetilmesi amacıyla yapılmıştır. “Toksik Şok Sendromu son derece nadir görülen ancak geliştiğinde saatler içinde hayatı tehdit edebilen bir tablodur. Tampon kullanımı tek başına risk oluşturmaz; önemli olan ürünlerin doğru kullanılması, kullanım sürelerine uyulması ve ani ateş, döküntü, baş dönmesi, kusma veya baygınlık hissi gibi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmasıdır.”

Mesele Lauren’in yaşadığı gibi uzuv kaybıyla da sınırlı kalmayabilecek kadar büyüktü. Lauren’in dayanılmaz acılarının bir sonraki basamağı ölüme giden pıhtılaşmaydı! Prof. Dr. Mesut Polat, sonu emboliye gidebilen TSS’yi ve ölümcül pıhtışlaşmaya neden olan ‘küçük hatayı’ anlattı. Prof. Dr. Mesut Polat gece yapılacak bir hamleyle hem organların hem de uzuvların daha sağlıklı şekilde korunacağını şöyle anlattı:

BACAKLARI OLMASA DA PODYUMU VAR! ALTIN KIZ MODA KİTAPLARINI BAŞTAN YAZDI
Doç. Dr. Hüsrev Diktaş, “Toksik Şok Sendromu (TSS), çoğunlukla ‘Staphylococcus aureus’ veya ‘Streptococcus pyogenes’ bakterilerinin ürettiği toksinlere bağlı gelişen ağır bir sistemik enfeksiyon tablosudur. Bu tabloda tansiyon çok ciddi şekilde düşebilir ve hayati organlara giden kan akımı azalabilir. Vücut öncelikle beyin, kalp ve böbrek gibi yaşamsal organları korumaya çalışır. Bu nedenle el ve ayak gibi kalbe uzak bölgelerde dolaşım bozulması daha sık görülür. Özellikle yoğun bakımda kullanılan damar büzücü ilaçlar da uzuvlara giden kan akımını daha da azaltabilir. Ancak yalnızca kol ve bacaklar etkilenmez. Beyin etkilenirse bilinç değişiklikleri, nörolojik hasarlar; böbrek etkilenirse böbrek yetmezliği; karaciğer etkilenirse karaciğer fonksiyon bozukluğu gelişebilir. Daha nadir olmakla birlikte göz damarlarında dolaşım bozuklukları ve görme problemleri de bildirilmektedir. Dolayısıyla TSS aslında tüm organ sistemlerini etkileyebilen çok ciddi bir hastalıktır” diyordu. Lauren tüm şanssızlıklara rağmen bu konuda şanslıydı. Aklı ve hayali hala çok sevdiği podyumlarda paha biçilmez tasarımları sergilemekti. Onun bu isteği ve iyileşme azmi, moda kitaplarına kendisini ‘altın kız’ diye yazdıracaktı.
Kaynak: Milliyet Yaşam
