
Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr – Çocuğunuz yaşıtlarından çok daha hızlı mı öğreniyor, sürekli sorular soruyor veya belirli konulara yoğun bir ilgi mi gösteriyor? Güçlü hafıza, hızlı öğrenme, gelişmiş problem çözme becerileri, yoğun merak ve yaratıcı düşünme gibi özellikler üstün zekânın işaretleri arasında gösteriliyor. Ancak uzmanlara göre her üstün zekâlı çocuk bu özelliklerin tamamını aynı şekilde göstermeyebiliyor. Bazı çocuklar zihinsel olarak yaşlarının çok üzerinde konuları kavrarken, duygularını yönetme ve sosyal ilişkiler konusunda kendi yaşlarına özgü ihtiyaçlar taşıyabiliyor. Bu nedenle çocuğun bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminin bir bütün olarak değerlendirilmesi önem taşıyor. Tam da bu noktada, bir evcil hayvanla kurulan ilişkinin bazı çocuklar için destekleyici bir rol oynayabileceği belirtiliyor. Bu bir halk efsanesi mi yoksa bilimsel olarak evcil hayvan beslemek üstün zekalı çocukların gelişimi için gerçekten önemli mi? Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Doç. Dr. Songül Derin konuya ilişkin bilinmeyen detayları Milliyet.com.tr’ye anlattı.

ÇOCUKLARIN SOSYAL ETKİLEŞİMİNİ ARTIRIYOR
Açıklamalarına evcil hayvanların üstün potansiyelli çocuklar üzerindeki etkilerini doğrudan inceleyen araştırmaların henüz sınırlı olduğunu bu nedenle eldeki bulguların önemli bir bölümünü çocuklarda insan-hayvan etkileşimi üzerine yapılan genel araştırmalardan geldiğini söyleyerek başlayan Doç. Dr. Songül Derin, “Evcil hayvanların çocuklar açısından en önemli özelliklerinden biri, ilişkinin akademik başarıya ya da sosyal performansa dayanmaması“ dedi. Bir köpeğin, kedinin veya başka bir evcil hayvanın çocuğun notlarıyla, zekâ düzeyiyle ya da başarısıyla ilgilenmediğini bu durumun, kendisini zaman zaman ‘farklı’ hisseden bir çocuk için rahat ve yargılanmadığını hissettiği bir ilişki alanı oluşturabileceğinin altını çizdi. Üstelik hayvanların bazı çocuklar için sosyal bir köprü de olabileceğinin altını çizen Doç. Dr. Songül Derin, “Örneğin bir köpekle parka çıkmak, çocukların başka çocuklarla konuşmasını veya ortak bir ilgi alanı üzerinden iletişim kurmasını kolaylaştırabiliyor. Bu durum elbette her çocukta aynı şekilde ortaya çıkmıyor. Evcil hayvanın sosyal becerileri otomatik olarak geliştirdiğini söylemek yerine, bazı çocuklar için sosyal etkileşimi kolaylaştırabilecek bir ortam sağlayabileceğini söylemek daha doğru“ ifadelerini kullandı.

KORTİZOL DÜZEYİNİ AZALTIYOR!
Öte yandan bazı çocukların duygularını insanlarla konuşmak yerine bir hayvanın yanında daha rahat ifade edebildiğini, evcil hayvanın sessizce yanında bulunması, çocuğa duygularını toparlamak için sakin bir alan sağlayabileceğinin altını çizen uzman isim, insan-hayvan etkileşimi üzerine yapılan araştırmalar da özellikle köpeklerle etkileşimin stresle ilişkili bazı fizyolojik göstergelerde değişikliklerle bağlantılı olabileceğini gösterdiğini söyledi. Doç. Dr. Songül Derin, “Bazı çalışmalarda etkileşim sonrasında kortizol düzeylerinde azalma gözlenirken, sonuçların her çocukta aynı olmadığı ve etkinin etkileşimin biçimine, süresine ve çocuğun özelliklerine göre değişebildiği belirtiliyor. Bu nedenle evcil hayvanı bir ‘terapi’ ya da psikolojik sorunları çözen bir araç olarak görmek doğru değil. Ancak bazı çocuklar için günlük yaşamda rahatlatıcı ve destekleyici bir ilişki sağlayabilir“ açıklamasında bulundu.
Bazı üstün potansiyelli çocukların ilgi alanlarının yaşıtlarından farklı olması veya kendilerini yeterince anlaşılmış hissetmemeleri nedeniyle sosyal açıdan yalnızlık yaşayabileceğine değinen Doç. Dr. Songül Derin, evcil hayvanın bu çocuk için düzenli ve karşılıklı bir ilişki alanı oluşturabildiğine işaret etti. “Çocuk hayvanla konuşabilir, onunla oyun oynayabilir veya yalnızca yanında zaman geçirebilir. Çocuklarda evcil hayvanlarla kurulan ilişkiler ile sosyal destek ve yalnızlık arasında olumlu bağlantılar bulunduğunu gösteren araştırmalar olsa da burada da dikkatli olmak gerekiyor“ diyen Derin, bir evcil hayvanın tek başına yalnızlık sorununu çözeceğini söylemenin mümkün olmadığını, özellikle üstün potansiyelli çocuklarda zaman zaman kullanılan ‘varoluşsal yalnızlık’ kavramının evcil hayvanlarla ilişkisine dair ise doğrudan bilimsel kanıtların henüz yeterli olmadığını hatırlattı.

‘SORUMLULUK ALMAYI ÖĞRENEBİLİRLER’
Açıklamalarını sonlandırmadan önce bilimsel araştırmaların bugünkü noktası, evcil hayvanların üstün potansiyelli çocuklar için özel ve kanıtlanmış bir gelişim aracı olduğunu söylemeye henüz izin vermediğini ileten Doç. Dr. Songül Derin, çocuklarda insan-hayvan etkileşimi üzerine yapılan çalışmaların; stresin düzenlenmesi, sosyal etkileşim, sorumluluk ve sosyal-duygusal deneyimler açısından bazı olumlu sonuçlara işaret ettiğinin altını çizdi. Doç. Dr. Derin, “Dolayısıyla bir evcil hayvan, üstün potansiyelli bir çocuğun hayatındaki tüm güçlükleri ortadan kaldıracak bir çözüm değil. Ancak çocuğun ihtiyaçları, ailenin koşulları ve hayvanın özellikleri birbiriyle uyumlu olduğunda, çocuk için yargılanmadan ilişki kurabileceği, başka bir canlının ihtiyaçlarını fark edebileceği ve günlük yaşam içinde sorumluluk almayı öğrenebileceği özel bir arkadaşlık alanı oluşturabilir” açıklamasında bulundu.
Evcil hayvan sahiplenme kararının, yalnızca çocuğun gelişimine sağlayabileceği olası katkılar üzerinden değil, çocuğun bir hayvanla yaşamaya istekli olup olmadığı, hayvanla kuracağı ilişkinin onun ihtiyaçları ve duyusal özellikleriyle uyumlu olup olmadığı ve ailenin hayvanın yaşam boyu bakımını üstlenmeye hazır olup olmadığı da dikkate alınarak verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kaynak: Milliyet Sağlık
