
Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Denizli’de memur bir baba ve ev hanımı bir annenin çocuğu olarak büyüyen Musa Gök, okul hayatında başarılı olmasının yanında küçük yaşlardan itibaren insanların karşısına çıkmayı, bir şeyler anlatmayı ve şov yapmayı da seviyordu. “Bak halacığım, dayıcığım ne yaptım”diyerek yaptığı parçaları yakınlarına dinlettiğini anlatan Musa, bugün milyonlarca kişiye ulaşmasının aslında çocukluğundaki davranışın çok daha büyük bir versiyonu olduğunu düşünüyor.
‘AKIL SAĞLIĞIMIN MAAŞTAN VE UNVANDAN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU FARK ETTİM’
2009’da İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği’ni kazandı. “On sekiz yaşındaydım ve açıkçası hayatla ilgili çok az şey biliyordum”diyen Musa, “Yalnızca İstanbul’da müzikle ilgili bir şeyler olacağına dair naif bir inancım vardı. Fakat üniversite yıllarım tek bir hedef doğrultusunda, çok disiplinli ilerlemedi. Bir grubumuz vardı, müzik yapıyorduk ama bugün dürüstçe söyleyebilirim ki müziği sevdiğim kadar onun gerektirdiği emeğe ve sürekliliğe hazır değildim. Bazen üşeniyor, bazen erteliyor, bir şeylerin kendiliğinden olmasını bekliyordum. Projeler dağıldı, bazı denemeler sonuç vermedi ve bir ara müzikten üç yıl tamamen uzaklaştım. Mezun olduktan sonra reklam ajanslarında ve büyük şirketlerde çalıştım, yöneticilik yaptım. Dışarıdan kariyerim ilerliyor gibi görünüyordu ama ben kaygılı, kararsız ve kendini sürekli başka yerlerde arayan biriydim. Farklı işlere girdim, istifalar ettim fakat hiçbir yerde tam olarak ait hissedemedim. Bir yandan mutsuzdum, diğer yandan kurduğum düzeni ve düzenli maaşı bırakmakta zorlanıyordum” şeklinde konuştu.
2021’de anksiyetesinin çok yoğunlaştığını dile getiren Musa, “Otuzumdan sonra yaklaşık iki yıl terapi aldım ve akıl sağlığımın herhangi bir maaştan ya da unvandan daha önemli olduğunu fark ettim. Psikolojik olarak toparlanmaya başladığımda müziğe de tam anlamıyla geri döndüm. O dönemde ara ara içerik üretiyordum ama henüz hayatımın merkezinde değildi. 2022’de işten ayrılıp Denizli’ye, ailemin yanına döndüm. Birikimimle üretim yapabileceğim iyi bir telefon ve bilgisayar aldım, kendime yeniden denemek için bir alan açtım. Sosyal medya çağının en büyük avantajı da burada karşıma çıktı. Eskiden birilerinin beni keşfetmesini beklerken artık yaptığım şeyi doğrudan insanlara ulaştırabiliyordum. Yaklaşık bir yıl boyunca istediğim karşılığı alamadım; Mayıs 2023’te yeniden işe dönmeyi bile düşünüyordum. Tam o sırada geliştirdiğim içeriklerden biri karşılık bulmaya başladı. Yani benim hikâyem baştan sona planlanmış bir kariyer değişimi değil; hayatı, kendimi ve neye iyi geldiğimi zamanla öğrenerek müziğe geri dönme hikâyesi” ifadelerine yer verdi.

‘HAZIRLADIĞIM DEMO CD’Yİ ALIP SEZEN AKSU’NUN EVİNİN ÖNÜNE GİTTİM’
“Evde paranın sınırlı olduğu ve dikkatli harcanması gerektiği hissiyle büyümek, bende yoksunluktan çok gelecekte parasız kalma kaygısı yarattı”diyen Musa, “Buna rağmen ihtiyaçlarımın karşılanmadığı bir çocukluk yaşamadım. Babam özellikle eğitimim ve gelişimim için gerekli gördüğü şeylere para harcamaktan kaçınmazdı. Fakat ailece risklere karşı temkinliydik. Başarılı bir öğrenci olduğum için, aldığım iyi puanı güvenli ve saygın bir mesleğe çevirmem gerekiyormuş gibi hissediyordum. Bu nedenle yıllar sonra düzenli maaşlı bir işim varken mutsuz olsam bile ayrılmak bana yalnızca riskli değil, biraz da sorumsuzca geliyordu. Sanırım istemediğim yerlerde olması gerekenden daha uzun kalmamın sebeplerinden biri de buydu” dedi ve ekledi:
‘İLK İŞ YILIMDA STRESTEN EGZAMA OLDUM’
“İlk işimde patronum beni odasına çağırdığında aklımdan çok net bir düşünce geçti”diyen Musa, “Bu adam her çağırdığında ben kalkıp odasına gidecek miyim? Hayat böyle mi geçecek? Belki dışarıdan küçük bir an ama bende çok büyük bir sıkışma yarattı. İş hayatının kurallarını yerine getiriyor, oyunu bir ölçüde kuralına göre oynuyordum ama kendimi işime gerçekten verdiğimi ya da çok iyi olduğumu söyleyemem. İçimde sık sık ‘Biz burada ne yapıyoruz?’ duygusu vardı. Buna rağmen zamanla daha büyük şirketlere geçtim, yöneticilik yaptım. Fakat bir işi yapabiliyor olmakla o hayata ait olmak aynı şey değilmiş. Her yeni işte ‘Belki sorun önceki yerdedir’ diyordum. İstifa ediyor, başka bir yerde yeniden başlıyordum. Bir süre sonra aynı hissin farklı ofislerde tekrarlandığını fark ettim. Dışarıdan kariyerim ilerliyordu, içerideyse ben sürekli başka bir hayatın ne zaman başlayacağını bekliyordum” ifadelerine yer verdi.

“Bugün bunların bedenimin ve ruhumun verdiği erken uyarılar olduğunu düşünüyorum”diyen Musa, “İlk iş yılımda stresten egzama oldum. Askerlik gibi zor bir dönem ise yalnızca işe gitmediğim için bana neredeyse tatil gibi gelmişti. Buna rağmen uzun süre ‘Çalışma hayatı zaten böyle, herkes zorlanıyor’ diye düşündüm. Sonra bir dönem depresyona girdim. Otuzumdan sonra yaklaşık iki yıl terapi alınca, farklı yerlerde tekrar eden o mutsuzluğa biraz daha dürüst bakabildim. Sorun yalnızca yoğunluk ya da kötü bir patron değildi. Ben bir türlü kendimi o hayatın içinde bulamıyordum. Bazen insanın aklı kabul etmese de bedeni çok daha önce ‘Burada iyi değilim’ diyor” şeklinde konuştu.
‘İLK ZAMANLAR SAHNEDE TECRÜBESİZDİM’
“Sahneye ilk çıkmaya başladığım dönem doğal olarak daha tecrübesiz, heyecanlı ve ne yaptığını tam olarak bilmeyen biriydim”diyen Musa, “Bir yandan teknik olarak yeterli görünmeye, bir yandan da orada bulunmayı hak ettiğimi kanıtlamaya çalışıyordum. Bugün teknik becerim ve sahne tecrübem çok daha yüksek. Ne yapacağımı düşünmek zorunda kalmadığım için kalabalığa, şova ve kurduğum iletişime daha fazla odaklanabiliyorum. Bu da performansımı daha özgüvenli, doğal ve izleyenler için daha keyifli hâle getiriyor” dedi ve ekledi:

‘BAZI ŞEYLER, DENEYEREK YOLDA ÖĞRENİLİYOR’
2023’te hazırladığım yeni remix içeriklerinin ilgi görmeye başladığını ve kısa süre sonra 10 bin takipçiye ulaştığını söyleyen Musa, “Ardından ilk kez bir marka benimle iletişime geçti. O zaman ‘Tamam, doğru yoldayım; bunu sürdürürsem müzik üzerine içerik üreterek gerçekten bir iş kurabilirim’ diye düşündüm. 2024’te Enis Arıkan’la birlikte O Ses Türkiye’ye katılmak ise o döneme kadarki en büyük kırılma noktalarımdan biriydi. Çok tanınmış isimlerle aynı sahneyi paylaşmak, sosyal medyadaki görünürlüğümün yalnızca takipçi sayısından ibaret olmadığını gösterdi. İçerik üreticisi ve müzisyen olarak daha büyük fırsatlara ulaşabileceğimi ve bunun ekonomik karşılığının da büyüyebileceğini ilk kez daha net gördüm. DJ’lik tarafındaki asıl kırılma Kasım 2024’te, Serdar Ortaç ile Adam Port’u birleştirdiğim mashup’tan sonra oldu. O içerikten sonra kulüplerden sahne talepleri gelmeye başladı. Bu süreçte sürekli öğreniyor, neyin karşılık bulduğunu gözlemliyor ve kendimi ona göre geliştiriyordum. Fırsatı gördüğümde ona adapte olup üzerine gidebilen biriyim. Gelen talepler düzenli hâle gelince ilk kez ‘Ben DJ’likten aylık geçimimi sağlayabilir ve bunu gerçek mesleğime dönüştürebilirim’ demeye başladım. Yani içerik üreticiliğinin ardından, zaman içerisinde DJ’liğin de sürdürülebilir bir işe dönüşebileceğini gördüm”bilgisini paylaştı.
“Defalarca denedim, vazgeçtim ve geri döndüm” diyen Musa, “Bazı insanlar düzenli işinde çalışırken hayalini yavaş yavaş ilerletebilir. Ben kurumsal hayatla sanatsal üretimi aynı anda sürdüremedim; işten sonra müziğe verecek enerjim ve zihinsel alanım kalmıyordu. Benim kendi hayatımdan çıkardığım en somut ders şu. Bence önce borçlar bitirilmeli, giderler mümkün olduğunca azaltılmalı ve insana bir süre nefes aldıracak bir birikim yapılmalı. Borçsuz bir hayat, istemediğiniz bir işe veya patrona mecbur kalmama şansı verir. Bu özgürlük insana zaman açar; zaman da daha berrak ve sağlam bir zihinle birleştiğinde insan yaptığı işte çok daha hızlı ilerleyebilir” dedi ve ekledi:

‘PATRONSUZ DÖNEMİMİ YAKLAŞIK 1 SENEYE KADAR UZATTIM’
“Benim için kendime zaman satın almak, paramı daha fazla eşya veya daha yüksek bir yaşam standardı için değil, bir süre çalışmak zorunda kalmamak için kullanmak demekti”diyen Musa, “İstifa etmeden önce borçlarımı bitirdim, bir miktar birikim yaptım ve ailemin yanına taşındım. Kira ödemeden yaşayabilmek benim için büyük bir avantajdı; herkesin ailesiyle yeniden yaşayabileceği bir ilişkisi veya böyle bir imkânı olmayabilir. Ben bu konuda şanslıydım. Birikimim ve arada yaptığım küçük freelance işler sayesinde, başlangıçta üç-dört ay süreceğini düşündüğüm patronsuz dönemi yaklaşık bir yıla uzatabildim. Bu süre boyunca günümün en verimli saatlerini başkasının hedeflerine değil, müziğe ve kendi içeriklerime ayırabildim. Satın aldığım şey aslında boş zaman değil; ne yapmak istediğimi deneyebileceğim, yanılabileceğim ve hemen maaşlı bir işe dönmeden biraz daha devam edebileceğim bir alandı” şeklinde konuştu.
“Elbette bu dönem romantik bir özgürlük hikâyesi gibi geçmedi”diyen Musa, “Yaşam standardım düştü; bazen arkadaşlarımın davet ettiği yerlere gidemiyor, istediğim mekânlarda vakit geçiremiyordum. Geliriniz ve unvanınız olmayınca hem başkalarının gözündeki yerinizi hem de kendi değerinizi sorguladığınız zamanlar olabiliyor. Ben de birkaç kez yeniden işe girmeyi düşündüm. Dolayısıyla kendime zaman satın almak; borçtan, yüksek sabit giderlerden ve mecburiyetlerden kurtulup hayatımın bir bölümünde kendi zamanım üzerinde söz sahibi olabilmekti. Para kaygım yüzünden sevmediğim işlere tutunduğum dönemler de oldu, artık dayanamadığım için sonucu tam düşünmeden çıktığım dönemler de. Yani riskle ilişkim çok dengeli değildi. Zamanla en azından borçları azaltmanın ve biraz birikim yapmanın bana psikolojik olarak alan açtığını öğrendim. Fakat bugün bile bir karar verirken çocukluğumdan gelen o ‘Ya para biterse?’ sesi tamamen susmuş değil. Sadece artık o sesin bütün hayatımı seçmesine izin vermemeye çalışıyorum” ifadelerine yer verdi.

‘HAYATIMI BİRKAÇ KEZ YENİDEN KURMAYA ÇALIŞTIM’
“Kendi hikâyemden çıkarabildiğim en önemli şey, hiçbir şey için geç olmadığı”diyen Musa, “Ben daha çok keyif aldığım bir işten para kazanmaya 32 yaşımda başladım. Hayatımı birkaç kez yeniden kurmaya çalıştım; korktum, vazgeçtim, geri döndüm ve bazı denemelerim sonuç vermedi. Bunlar hikâyenin dışında kalan başarısız bölümler değil, hikâyenin kendisi. Elbette kimseye ‘Korkma ve hemen işini bırak’ diyemem. Herkesin ekonomik şartları ve sorumlulukları farklı. Yeni bir eşya veya başka bir harcama yaparken ‘Bu parayı buna harcamak yerine kendime kaç ay zaman kazandırabilirim?’ diye düşünmek bazen daha anlamlı olabilir. İnsanların satın almaya çalışması gereken şey biraz da risk alabilecekleri bir hayat” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
Kaynak: Milliyet Yaşam
