
Betül Topaklı / Milliyet.com.tr –Melis Sakar, 1991 yılında İstanbul’da doğup büyüdü. Çocukluğu kolay ancak ergenliği oldukça zor geçti. Üniversitede dış ticaret bölümünden mezun olsa da kendi sektörüyle ilgili bir işte çalışmadı. Yıllarca kurumsal bir firmada sosyal medya uzmanlığı yaptıktan sonra 2015 yılında hayatının aşkıyla tanışıp 2016 yılında dünya evine girdi. Biri 8, diğeri 4 yaşında iki oğlu olan Melis, bir taraftan sosyal medyada kendi deneyimlerini paylaştığı hesabını yönetirken, diğer taraftan eşiyle birlikte sahip oldukları bir mağazanın işletmeciliğini yapıyor. Mutlu bir aileye ve kurulu güzel işleyen bir düzene rağmen Melis ve eşi pek çok insan gibi İstanbul’u terk edip Ege’de yaşamak istiyordu. Melis, o günleri şöyle anlatıyor:

‘HER ŞEY ÇOK GÜZELDİ TA Kİ SEZON KAPANANA KADAR’
Melis ve ailesi aslında tam da hayallerinin peşinden koştuklarını düşünerek düştüler yola. Haziran sonunda taşınma kararı alan aile, 13 Temmuz’da yani tam anlamıyla yazın zirvesini yaşadığı ayda Kuşadası’na yerleşti. Deniz, kum, güneş, plajlar, kalabalık ortamlar her şey çok güzeldi ta ki sezon kapanana kadar. “Ege’yi gerçekten isteyip istemediğiniz gerçeğiyle yaz bitince tanışıyorsunuz” diyen Melis, “İlk zamanlar anlamıyorsunuz, sezonda yerleştiyseniz zaten bazı şeyleri anlamanız imkansız. İstanbul’da yetişip orada yaşamanın temposuna alışan biri olarak söylüyorum; sakinliğin bana iyi geleceğine çok emin olarak geldiğim Kuşadası’nda, aslında sakin kalmanın bana iyi gelmediğini anladım. İlk günler insanda, Kuşadası’nda yaşar gibi değil de tatile gelmiş gibi bir his oluyor. Çok merkezi bir yerde yaşadığımız için yürüyerek, hem denize hem de mekanlara ulaşabilmenin keyfini doyasıya yaşadık. Bu süreçte hareketli ortamlar, sürekli bir şey yapma isteği ve yenilikler bize çok iyi geldi” dedi.

‘SEVMEDİĞİMİZ İSTANBUL’U ÖZLEDİĞİMİZİ ANLADIK’
Kuşadası’na taşınmalarının ardından genç çift, çocuklarını devlet okuluna verdi. Kuşadası’nda büyük oğlunun sınıfının 35 kişi olduğunu anlatan Melis, “Okullardaki nüfus, ‘bir sahil kesimine yerleşeyim, çocuklarımı devlet okulunda az nüfusla büyüteyim‘ şeklinde değil. Ama inanın biz öyle sanıyorduk. Okullar kalabalık çünkü bizim gibi göç eden çok kişi var. Birçok okul gezdim, birçok müdürle görüştüm. Hemen hemen hepsi ‘İstanbul’dan geldiyseniz beklentinizi düşürün çünkü oradaki sistemi burada bulamazsınız’ dedi. İlk başta bu cümle sizi cezbediyor ancak sosyal olanakların azlığı ve kışın sakinliği bir süre sonra bunaltmaya başlıyor. Yani bizim için öyle oldu. Yazın canlılığı yerini kışın sessizliğine bırakınca, çocuklar da biz de bunalmaya başladık ve sevmediğimiz İstanbul’u özlediğimizi anladık” diye konuştu.
‘EGE’YE NE İSTEDİĞİNİZİ BİLEREK GÖÇ ETMELİSİNİZ’
“İstanbul’da yaşayan pek çok kişi gibi bizim de Ege’de yaşamak hayalimizdi” diyen Melis, “Ege’de çekilen bir film ya da dizi izlerken ‘Bir gün elbet taşınacağız’ diye konuşurduk. İstanbul’da hiçbir zaman aşırı sosyal bir aile değildik. Trafik nedeniyle İstanbul’da 3 kilometre yolu 45 dakikada gitmek hepimizin kanayan yarasıdır. Ancak bazen 3 kilometre yolu 1 dakikada gidebilmek de mutlu etmiyor. İstanbul’da büyüdüyseniz Ege’de muhtemelen ilk başlarda ‘oh be’ diyeceksiniz. Sonra eski temponuzu, sosyalliğinizi özleyeceksiniz ve ‘ah be’ diyeceksiniz. Bu ‘oh be ile ah be’ arasında gidip gelen 10 kişiden 8’i sanırım geri döndü. Kalan 2 kişi ise ya adapte olmakta zorluk yaşamadı ya da kalmaya mecburdu. Türkiye’de özellikle Ege’de her yer cennet evet ama ne istediğinizi iyi bilerek yaşamak gerek” uyarısında bulundu.

‘KUŞADASI’NDA BOŞLUĞA DÜŞTÜM’
“Eğer sakinliği istiyorsanız önce sakin yaşamın sizi mutlu edip etmediğini sorgulayın çünkü herkes sakinlik ister ama çoğu insan boşluğa düşer” diyen Melis, “Ben İstanbul’un temposuna alışmış biri olarak burada boşluğa düştüm. Sakinliğe alışınca da kaygılarım tetiklendi. Açıkçası, doğup büyüdüğüm yerden, sevdiklerimden uzak kalmak da yordu. İstanbul’da apartman dairesinde yaşamak mı yoksa Kuşadası’nda denize yakın müstakil bir villada yaşamak mı? İlk cevap muhtemelen Kuşadası’nda müstakil bir villa olacaktır. Biz de öyle düşünmüştük ancak denemeden bilemezdik. Çocuklar ve biz İstanbul’da daha mutlu olacağımızı anladıktan sonra beklemeden tekrar taşınmaya karar verdik” diyerek pişman olmadıklarını aksine harika bir deneyim yaşadıklarını söyledi.
‘KİMSE KARAMSARLIĞA DÜŞMESİN, BU BİZİM TECRÜBEMİZ’
Ege’de yaşamak; deniz, güneş, sakinlik ve daha yavaş bir hayat temposu demektir. Özellikle büyük şehir stresinden uzaklaşmak isteyenler için çok cazip bir yaşam sunar. ‘Çocukları daha sakin bir yerde büyüsün’ diye Ege’de bir sahil kasabasına yerleşen ancak ani ve hızlı bir kararla Kuşadası’ndan İstanbul’a geri taşınmaya karar veren Melis ve ailesi, İstanbul’dan Ege’ye taşınmak isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu:
Kaynak: Milliyet Yaşam
