
Simon Steggall hayatında ilk kez bir “Belçika dev tavşanı” gördüğü günü unutamıyor. Yıl 2002’ydi. İngiltere’nin Peterborough kentinde düzenlenen TruckFest’e giden Steggall, en büyük evcil tavşan ırklarından biri olan ve sakin mizaçları nedeniyle “nazik dev” olarak da adlandırılan bu ırkla ilk kez tanışıyordu. “Onları kendilerine ayrılan o alanda görür görmez bir tane edinmem gerektiğine karar verdim” diyen Steggall bu sevimli tavşanlardan biri sayesinde hayatının kurtulacağından elbette habersizdi.
Dory adını verdiği tavşan, Steggall’ın evine geldiğinde daha bebeklik çağındaydı. Yavru bir tavşan olmasına rağmen normal boyutlardaki çoğu tavşandan daha büyüktü. Onu eve bir kedi pusetiyle getirdiler lakin çok kısa bir süre içinde çantaya sığmaz oldu. Tamamen büyüdüğünde ise 10 kilo ağırlığındaydı ve tıpkı bir köpek gibi tasmayla geziyordu. Steggall bu dev tavşanın iştahın altını özellikle çiziyor.

Ressam Cassandra Kim’in Dory’nin anısına resmettiği Tavşan Dory (Dory The Rabbit) adlı yağlıboya tablo.
“Bol bol havuç yiyordu tabii ama asla kesmiyordu. Lahana, marul, saman, karahindiba, devedikeni, pelet yem… Bunlarla da kalmıyordu. Sebzeleri kemirmediği zamanlarda, açlığını gidermek için mutlaka başka bir şey buluyordu. Bir ev tavşanı olduğu için haliyle bilgisayar kablolarını, mobilyaları, elektrik süpürgesinin hortumunu da kemiriyordu.”
NE BÜYÜKLÜĞÜ NE İŞTAHI; DORY’Yİ ÖZEL KILAN ZEKASI
Fakat Dory’nin en olağanüstü özelliği ne büyüklüğü ne de iştahıydı… Onu özel kılan zekasıydı. Çocukluğundan beri şeker hastası olan Steggall 2004 yılında bir akşam televizyon izlerken bilincini kaybetmeye başladı. Şeker komasına giriyordu. Acil müdahale olmazsa şeker koması ciddi beyin hasarlarına hatta ölüme yol açabiliyor. O sıralar evli olduğu ve birlikte günün yorgunluğuyla televizyon izlediği eşi Victoria, yorucu bir mesaiden sonra uyuyakaldığını düşünüyordu; bir şeylerin ters gittiğini fark etmemişti. Tehlikeyi sezen Dory oldu.

Normalde uysal ve türünün karakter özelliğine uygun bir şekilde nazik bir canlı olan Dory, birden harekete geçmiş ve Simon Steggall’ın üzerine çıkıp çılgınca tepinmeye başlamıştı. Göğsüne şiddetle vuruyor, yüzünün her yerini yalıyordu. Steggall’ın eski eşi Dory’nin hareketlerinden bir şeylerin fena halde ters gittiğini fark etti ve derhal ambulans çağırdı.
“Dory’nin bunu nasıl anladığından hala emin değilim. Bazıları evcil hayvanların sahiplerinin hastalandığını ve ölmek üzere olduğunu hissedebildiğini söylüyor. Belki de kan şekerimin düşük olduğunu koklayarak veya kalp atışlarımın hızlandığını duyarak anlamıştır. Her iki durumda da, onun bu davranışları olmasaydı, şu an bu hikayeyi anlatıyor olamazdım.”

ÜLKE ÇAPINDA ÜNLÜ OLDU
Simon Steggall komadan çıktıktan sonraki günlerde Dory bir nevi ünlü oldu. Bölgenin yerel gazetesi Hunts Post hikayeyi manşetten verirken ve kısa süre sonra ulusal basın da konuyu takip eder oldu. Hatta Londra’da bir sabah programına çıkmaları teklif edildi. Yapımcılar Simon Steggall’a Londra’da dev bir ev tavşanı için konaklama sağlayamayacaklarını söylediklerinde, dostunun konforunu önceleyen Steggall teklifi kibarca reddetti.
Tavşanlara özel bir hayvan sağlığı organizasyonu Rabbit Welfare Association, Dory’yi “gösterdiği üstün çabalar” karşılığında ilk fahri hayvan üyesi olarak ödüllendirildi ve hayatının geri kalanını dilediği kadar havuç yiyerek ve kablo kemirerek geçirdi. Hayat kurtaran bir tavşan olarak sık sık sahibinin kucağına tırmanıyor hatta zaman zaman altını ıslatıyordu ancak elbette bunlar Simon’ın umrunda değildi. Dory’ye hayatını borçluydu. Kahraman tavşan maalesef türüne göre erken bir yaşta henüz iki yaşında bu dünyadan ayrıldı.
“Dory, henüz iki yaşındayken aniden ve zamansız bir şekilde vefat etti. Halıdan, mobilyalardan, süpürgeliklerden kopardığı parçalar, ölümünden sonra ondan kalan küçük hatıralar olarak kaldı ancak en büyük izi bende bıraktı. Hayatımın geri kalanını onun anısıyla yaşamaya çalışıyorum.”
Kaynak: Milliyet Yaşam
