Cum. Mar 6th, 2026

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr –Sevim Nur Türkmen, 2000 yılında Kayseri’de doğdu. Annesinin ev hanımı, babasının belediyeden emekli olduğunu söyleyen Sevim, erkek kardeşinin 2005 yılında doğum sırasında doktor hatası nedeniyleSerebral Palsi (SP) hastalığıyla dünyaya geldiğini dile getiriyor. Haliyle anne ve baba, zaman ve enerjisinin büyük kısmının bebeğe yönlendiriyordu. Sevim, ihmal edilmedi lakin evin ilgi odağı hep kardeşi oldu. Ancak o özellikle ilk çocuk için zor ve karmaşık duygulara yol açan bu durumun üstesinden gelmeyi bildi. Sevim’in bilgisayarlarla arası hep iyiydi. Lisede web tasarım eğitimi aldıktan sonra üniversitede bilişim sistemleri bölümünden mezun oldu ve hemen iş hayatına atıldı. Bu süreç, pek çok kişi için hem heyecanlı hem de zorlayıcıyken, Sevim’in hayatında hem fiziksel hem de derin izler bırakan bir deneyime dönüştü. Sevim, o günleri şöyle anlatıyor:

Alıntı Metni

HAYATTA ‘KÜÇÜK’ GÖRÜNEN ŞEYLER BİR ANDA ‘KOCAMAN’ OLDU

Sonrasında protezle tanıştım ve düşe kalka öğrendim” diyen Sevim, “Ancak sadece protezlerle değil, ayağımı da kullanarak neler yapabileceğimi tek tek keşfetmeye başladım. Günlük hayatta ‘küçük’ görünen şeyler benim için ‘kocaman’ oldu. Zorlandığım günler oldu ve hâlâ olmaya devam ediyor. Ama yaşadıklarımın beni tanımlamasına izin vermedim. Hayatın bittiğini sandığım yerden aslında başka bir yol başladığını gördüm. İki kolum olmadan yapabileceğim şeyler sınırlı ama ben her seferinde ‘hayatımı nasıl kolaylaştırabilirim’ diyerek araştırıyor ve her gün kendime yeni şeyler katıyorum dedi.

‘NEDEN BEN’ SORUSUNUN YERİNİ ‘NEDEN OLMASIN’ ALDI’

Bardak taşımak, kapı açmak, bilgisayar ve telefon kullanmak gibi dışardan zor görünen pek çok şeyin artık kendisi için normal durumlar olduğunu söyleyen Sevim, “Çünkü tekrar ettikçe ve vazgeçmedikçe zor olan şeyler sıradanlaşıyor. Vazgeçmediğim her anla gurur duyuyorum. Ama özellikle ‘yapamazsın’ denilen bir şeyi başardığımda içimde ayrı bir güç hissediyorum. Aslında kendimle barışmam bir anda olmadı. Önce ‘Neden ben?’ diye sordum. Sonra bir gün o sorunun yerini ‘Neden olmasın?’ aldı. İnsanların beni nasıl konumlandırdığına, o yoğun ve bazen sorgulayan bakışlara çok takıldım. Ama zamanla şunu fark ettim: O bakışlar aslında benimle değil, onların bakış açısıyla ilgiliydi. Bunu anladığım anda kabullenme sürecim başladı. Ve en sonunda şunu gördüm: İnsan kendisiyle barıştığında gerçekten özgürleşiyor” diyerek kendini kabul ettikçe hafiflediğini, hafifledikçe de güçlendiğini anlattı.

Alıntı Metni
İran gemisi denizaltıyla nasıl batırıldı? II. Dünya Savaşı’ndan sonra ilk kez yaşandı

BEŞ MADALYASI VAR

Şu anda bir kamu kurumunda çalışan ve aynı zamanda tekvando sporu yapan genç kız, “2022 yılında başladığım tekvandoyu başta sadece spor olsun diye yapıyordum ama zamanla özgüvenimi inanılmaz artırdığını fark ettim. Tekvando bana disiplin, denge ve cesaret kazandırdı. Bedensel sınırların zihinsel sınırlar olmadığını orada öğrendim. Beş madalya kazandım ve bu kolay olmadı. Zorlu diyet süreci, yoğun antrenmanlar ve mental savaşlar yaşadım ama vazgeçmedim. Çünkü inandığım bir şey var: Ne yaşarsan yaşa, yol her zaman bulunur. Madalyalar sadece birincilik değil, kendime verdiğim sözün sonuçları. İnsanlar, ‘Spor yapamazsın, çalışamazsın, üretemezsin, sosyal olamazsın’ deyip sınır çizerler ama o sınırın nerede olduğunu en iyi bilen kişi insanın kendisidir” diye konuştu.

‘TOPLUMUN EN BÜYÜK EKSİĞİ NORMALLEŞTİREMEYİŞİ’

Zor zamanlarda; inancı, ailesi ve kendi iç sesi sayesinde ayakta durduğunu söyleyen Sevim, sözlerini şöyle noktalandırdı:

Alıntı Metni
İsrail-İran-ABD savaşı 6. gününde! İsrail’de büyük panik! İran, Tel Aviv’e çoklu füze saldırısı gerçekleştirdi
PJAK’a yakın takip

Kaynak: Milliyet Yaşam

By admin

Bir yanıt yazın