Cum. Tem 3rd, 2026

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – 11 yıldır antikacılıkla uğraşan, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden emekli Serkan Topal, geçmişe ait objeleri toplamanın ötesinde, unutulmaya yüz tutmuş yaşam öykülerini yeniden gün yüzüne çıkarmayı amaçlıyor. Daha önce Feriköy Antika Pazarı’ndan aldığı mektupların izini Aydın’a kadar süren Topal, bugün ise tek bir kişiye ait bütün hayat hikayesini barındıran arşivlerin peşinden gidiyor.

Son olarak bir mezatta satın aldığı sıradan görünen bir poşet, onu Türk sinema tarihinin önemli isimlerinden biri olan Muzaffer Yenen‘in hayatına götürdü. 1950’li ve 1960’lı yıllarda Yeşilçam’da özellikle güçlü fiziğiyle dikkat çeken Muzaffer Yenen, halk arasında‘Türk Tarzanı’olarak tanındı. Dönemin birçok macera, tarihi ve aksiyon filminde rol alan Yenen, başrol oyuncularının yanı sıra yardımcı karakter olarak da Yeşilçam’ın aranan yüzlerinden biri oldu. Pek çok filmde cesur savaşçıları, askerleri ve kahraman karakterleri canlandıran sanatçı, fiziksel gücü ve kendine has görünümüyle dönemin sinema izleyicisinin hafızasında iz bıraktı. Ancak yıllar geçtikçe Yeşilçam’ın pek çok emektarı gibi Muzaffer Yenen’in adı da unutulmaya başladı. İşte Serkan Topal’ın eline geçen arşiv, bu unutulan ismin yalnızca sinema kariyerini değil, özel hayatını da yeniden görünür kılıyor.

‘BİRİNİN TÜM HAYAT HİKAYESİNİ BARINDIRAN BELGELERİN PEŞİNDEYİZ’

Topal, poşeti açtığında karşılaştığı manzarayı hala büyük bir heyecanla anlatıyor. İçerisinde onlarca fotoğraf, Yeşilçam’ın ünlü oyuncularıyla çekilmiş film setlerinden kareler, resmi evraklar, kimlikler ve en önemlisi duygu yüklü mektuplar bulunuyordu. “Bir insanın gerçek hayatını en iyi anlatan şey mektuplardır. Çünkü insan bütün samimiyetini satırlara döker. Ben bir arşiv elime geçtiğinde önce mektupları okurum. Orada o kişinin gerçek duygularını görebiliyorsunuz” diyen Topal, belgelerin kendisini derinden etkilediğini söylüyor.

Poşeti açtığımızda ‘içinde oldukça fazla fotoğraf vardı’ diyen Serkan, “Fotoğraflar o dönemin en ünlü artistleri ile birlikte çekilen filmlerden karelerdi ve gerçekten büyük yaşanmışlık olduğunu gördüm. İçinde beni en çok etkileyen şey her zaman mektuplar oluyor. İnsanın tüm samimiyeti mektuplara yansır. O yüzden bulduğumuz bu poşette önce mektuplara baktım. Çünkü gerçek yaşamı mektuplarda görebilirsiniz” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni
Madalyalı bir askerden 200 bin dolarlık bir kaçağa! Sırlarıyla saf değiştiren kadın: Monica Witt


‘BİR İNSANIN HAYATININ BİR POŞETE SIĞMASI GERÇEKTEN ÜZÜNTÜ VERİCİ’

Daha önce Türk Tarzanı olarak bilinen Muzaffer Yenen’i hatırladığını söyleyen Serkan, “Mevcut filmlerden de gördüğüm sahneler vardı. Fakat tüm yaşamının en özel anlarına olduğu böyle bir poşeti bulmak tabii ki bizim için de paha biçilemez oluyor. Bir insanın hayatının poşete sığması gerçekten çok üzüntü verici fakat günümüz şartlarında durumu ele aldığımızda da artık bir poşetimizin bile olmayacağını görmek daha farklı bir duygu yaratıyor. Çünkü artık geçmişteki gibi mektuplar, fotoğraflar, belgeler ne yazık ki yok. Artık günümüz teknoloji dünyasında her şey dijital ortamlarda saklanıyor. Yani artık bundan sonraki dönemde bu poşetleri de bulamayacağız herhalde” şeklinde konuştu.

“Bu poşetlerle bir insanın iç dünyasına giriyorsunuz, onun özelini görüyorsunuz”bilgisini paylaşan Serkan, “Kızına, eşine yazdığı mektuplar o kadar etkileyici ki artık bunları göremeyeceğimizi bilmek de bir o kadar duygusal aslında. O yüzden bulduğumuz her poşet yeni bir heyecan, yeni bir yaşam. Bu yaşamlardaki hatıraları ortaya koymakta ayrıca bir güzellik. Çünkü biz bunu almazsak bunlar da zamanla teker teker satılıp muhtelif yerlerde böyle yok olup gidecek. Aslında bu kaybettiğimiz değerleri biz yeniden canlandırıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘BURADA BİR YAŞAM SATIN ALMIYORUZ BİR DÖNEME DOKUNUYORUZ’

“Antikacılıkta aslında sattığımız her ürün bir hikayesi var”diyen Serkan, “Elimizden bugüne kadar binlerce ürün geçti. Şüphesiz günümüzde antikayı alıp verirken bir ticari olay gibi görüyoruz. Ama bunların hepsinin bir hikayesi olduğu unutulmamalı. Bu bilincin olması için de zaten sosyal medya hesabımızı açmıştık. Biz sattığımız tüm ürünlerin hikayelerini anlatarak başlamıştık ve bu çok ilgi çekmişti. Çünkü normalde çok değerli eserlerin hepsinin birer hikayesi var. Bu eseri daha önemli daha özel kılar. Ama biz en ufak, sıradan bir ürünün bile hikayesini yazdığımızda geri dönüşü çok etkili oluyor. Aslında burada bir yaşam satın almıyoruz bir döneme dokunuyoruz, bir devri görüyoruz” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni
İsrail ateşkes dinlemiyor! Lübnan’ın güneyine hava saldırıları


‘BAZI HİKAYELERDE KİŞİLERİN AİLELERİNE DE ULAŞIYORUZ’

Poşetten yaşamların aslında bir veda olduğunu söyleyen Serkan, “Kişi hayatını kaybettikten sonra tüm her şeyi bir poşete koyulup bir köşeye atılıyor. Genelde geniş ailesi olmayan kişilerdeki en büyük sıkıntımız bu. Özel belgeler zamanla kayboluyor ya da eskicilere veriliyor, onlardan bir şekilde kağıt hurdacılarına gidiyor. Hurdacıların en büyük şansı bu tür belgeleri gördüklerinde muhtelif yerlere haber verip en azından onları kurtarıyorlar. O kurtarılmayı bekleyene kadar geçen süre bir veda oluyor. Ondan sonra bizim gibi kişilerin eline geçtiğinde gerçek hazineye dönüşüyor. Elimize gelen belgeler, niteliğine göre ayıklandığında, bir yeniden doğuş, yeniden hatırlanma oluyor. Muzaffer Bey’in kitabı çıktığında bununla ilgili geriye artık önemli bir arşiv kalacak. Özel bir kitap bırakmış olacağız. Bu kişiyi hatırlamak anlamında oldukça güzel bir duygu yaratıyor” şeklinde konuştu.

“Aslında hikâyeler elimize geçtiğinde, ilk gördüğüm anda anlatmaya başlamıyorum” diyen Serkan, “Önce her birini tek tek inceliyorum. Çünkü elimize oldukça fazla belge ulaşıyor. Bunların tamamının tasnif edilmesi, kronolojik bir sıraya göre düzenlenmesi gerekiyor. Ardından belgelerde yer alan kişilerin kim olduklarını araştırıyor ve öğrenmeye çalışıyorum. Elbette bunlar bir anda çözülebilecek işler değil. Çünkü çok sayıda fotoğrafın tek tek incelenmesi, mektupların okunması, çeşitli kimlik ve evrakların tasnif edilmesi gerekiyor. Tüm bu hazırlıkları tamamladıktan sonra konuyla ilgili bir video çekiyorum. Videoyu doğrudan internete yüklediğim için, o döneme ait özel fotoğrafları ve hikâyeleri ilk görenler de izleyiciler oluyor. Aslında oldukça zahmetli bir süreç. Ancak geçmişe ait bu eşsiz hatıralara tek tek dokunabilmek ve onları insanlarla buluşturabilmek gerçekten çok güzel. Aldığımız geri dönüşler de oldukça değerli. Hatta bazı hikâyelerde, belgelerin ait olduğu kişilerin ailelerine ulaşma fırsatı buluyoruz. Bu da bize büyük mutluluk ve keyif veriyor” bilgisini paylaştı.

‘BU HİKAYELER ZAMANLA HAYATIMIZIN BİR PARÇASI OLUYOR’

“Bence eşyalar konuşuyor”diyen Serkan, “Her birinin üzerinde yaşadığı dönemi yansıtan notlar, fotoğraflar ve belgeler bulunuyor. Bunları okuduğunuzda, bir anlamda o insanlarla da konuşmuş oluyorsunuz. Bir kişinin yaşamına, iş dünyasına, aile hayatına ve duygularına tanıklık ediyorsunuz. Bir kızın babasına yazdığı çok özel satırlar, bir insanın sevdiğine kaleme aldığı içten cümleler. Hepsini okuyup hissediyorsunuz. Bir süre sonra o hikayeler bizim de hikayemiz haline geliyor. Çünkü o kişinin yaşamını bir şekilde içselleştiriyorsunuz. Sanki ailenizden ya da yakın bir arkadaşınızdan biriymiş gibi hissediyorsunuz. Karşınıza çıkan bazı detaylar o kadar özel ve etkileyici oluyor ki, insanı derinden etkiliyor” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

Alıntı Metni
Bakan Çiftçi duyurdu: Araç içi aksesuarlara düzenleme Resmi Gazete’de! Telefon tutucu, kamera…
Selçuk Bayraktar, NATO parlamenterlerine KIZILELMA’yı anlattı! ‘Muharebe havacılığında devrim olacak’

Kaynak: Milliyet Yaşam

By admin

Bir yanıt yazın