Sal. Mar 3rd, 2026

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – İstanbul doğumlu Ayşen Dereli, 3 kız kardeşin en küçüğü. 32 yaşına kadar hem okuyup hem çalışan bekar bir anne. En son Marmara Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşireliği’nde yüksek lisansını tezli tamamlayan eski bir yoğun bakım hemşiresi olan Ayşen, oğlu sebebi ile meslek ve sektörü tamamen değiştirmek zorunda kaldı. Yakın arkadaşının eve getirdiği siyez ekmeği Ayşen’in hayatında yeni bir sayfa açtı.

“Hamurla tanışmam çok eskiye dayanıyor”diyen Ayşen “İlkokul 7. sınıftayken babamın küçücük bir çay ocağı vardı ona satması için poğaça yapardım. Okuldan kalan tüm vaktimde ona yardım ederdim, pazarda karpuz da sattım, çay da dağıttım. Bu süreç ben üniversiteye başlayana kadar devam etti. Ben üniversite okumak için Antalya’ya geldim babam ise dükkanını kapatmak zorunda kaldı. Küçük esnaftık biz bu sebeple o zamanın popüler mesleği olan devlet memuru olabilmem için benim hemşire olmamı çok istediler. Gerçi puanım, işletme ve iktisat gibi bölümlere de yetiyordu. Bana kalsa işletme okumak isterdim, çünkü hep ‘esnaf olacağım, dükkan açacağım’ derdim. Ve zaman yine istediğim mesleği istediğim şekilde yapmaya, beni yine küçücük başlayıp bu sefer orta ölçekli bir işletme sahibi olmaya yöneltti” şeklinde konuştu.

‘İLK YAPTIĞIM EKMEKLER ÇOK İYİ DEĞİLDİ’

“2019 başlarında Antalya’da özel bir hastanede yoğun bakım sorumlusu olarak çalışıyordum” diyen Ayşen, “Ya oğluma bakacaktım ya da bakıcı tutmam gerekiyordu. Ben de zam istedim maaşıma. 500 TL zam yapmadılar, yapsalar işi bırakmayıp bakıcı tutacaktım. Sonra dedim ki çalışıp bakıcıya vereceğime, 500 TL bana kalmayıverir, ben de oğluma bakarım. Çünkü bakıcı ve benim maaşımdaki fark o kadardı neredeyse o yıllarda” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘EKŞİ MAYA İNSAN SEÇER, HERKESİN ELİNDE AYNI OLMAZ’

“Evde ürünlerimi yapıp, satış yaparken oğlum çok ufaktı”diyen Ayşen, “Akşam saat 9’a kadar hem ona bakıyor hem hamurlarla uğraşıyordum. Sonra geç saatlere kadar her gün düzenli ALES için ders çalışıyordum. Üniversitede öğretim üyesi olmak istiyordum ama puanım hep ve 68-69 civarında kaldı. Gecenin bir yarıları, bazen sabahlara kadar pişirme ve hamur süreci devam ederdi. Zor bir yıldı benim için. En son 2020’de girdiğim ALES sınavında, ‘Oldu oldu olmadı dükkan açacağım’ dedim ve yine 69 aldım. O sırada da zaten eve sığamayacak kadar üretim yapıyordum artık. Mahallemde boşalan minicik eski, yılların erkek kuaförünü tuttum. Dün gibi hâlâ benim için, heyecanım, her şeyim dün gibi. Girişimci olmaya karar verme sürecimde beni en çok zorlayan şey hiç kimsenin beni desteklememesiydi. Tüm yakınlarım pandeminin tam ortasında böyle bir şeye girmemi asla istemedi. Lakin yılmadım ama o zamanlar eşim istemeyerek olsa da benim yanımda oldu, destekti. Benimle beraber dükkanda çalıştı, şimdi yollarımız ayrı olsa da ona bu süreçte istemese bile kabullenip bana destek olduğu için teşekkür ederim” ifadelerini kullandı.

“Ekşi maya emektir, sadece un su ve zaman”diye konuşan Ayşen, “Aceleye gelmez, enerjiniz ona da yansır tuhaf gelebilir ama size tüm tecrübelerimle diyebilirim ki insan seçer, herkesin elinde aynı olmaz. Ekşi maya ekmek, ekmek değil bu sebeplerle emektir. Oluşumu 2 gün sürer. Her aşamasında kontrol ister. Üretim sürecinde en çok dikkat ettiğim şey aslında hijyen. Açık imalathane mantığı ile kuruldu her şey ortada. Dükkanın yarısı camlı bölme ile ayrılı ve açık mutfak” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘İYİ Kİ BANA O ZAMANLAR 500 TL ZAM YAPMAMIŞLAR’

Çalışan Ayşen ile patron Ayşen arasında ciddi farklar olduğunu dile getiren Ayşen, “Çok şey feda ettim, oğlum için ayrıldığım işimden yine işim yüzünden birçok anına tanıklık edemedim. Çok yorgundum hep, varsa yoksa işimdi benim için. Bir yandan daha fazla nasıl kazanırım diye düşünürken, bir yandan da talebe yetişmeye çalışıyordum. Bu da bana hep artan çalışma saatleri olarak geldi. Sonrasında yanıma ekip üyeleri alarak devam ettim. 3 kişi başladığımız 62 metrekarede şu anda Konyaaltı 62 metrekare, Lara dükkan 410 metrekare ile toplamda 35 kişilik ekibimle yoluma devam etmenin mutluluğu ve gururunu yaşıyorum. Şu andaki rutinimi sorarsanız oğlum 4 gün benimle kalıyor 3 gün babasında. 3 gün çok daha fazla işimin başındayım, lakin artık bir ekip yönetiyorum. Yeni ürün geliştireceksem ya da sorun varsa imalathanede beraber çalışıyoruz. Daha çok üst kısımda misafirlerimle ilgileniyorum. 4 gün ise oğluma göre programlıyorum hayatımı kısacası biraz geçmişin acısını çıkarıyorum. Ablam, tüm bu süreçlerdeki en büyük destekçim. O olmasaydı, her şey çok daha zor olurdu. En azından Konyaaltı’ndaki dükkanı düşünmüyorum da oranın her şeyi ile o ilgileniyor” bilgisini paylaştı.

“İyi ki kendi bildiğimi okumuşum, iyi ki bana 500 TL zam yapmamışlar”diyen Ayşen, “İyi ki, arkadaşım yıllar önce o ekşi mayalı siyez ekmeğini alıp gelmiş ve iyi ki ben çok güzel dostlar edinmişim. Keşke diye düşündüğüm bir şey yok, iyi ki dediklerim var hep. Eğer bunları okuyup, kendi işini kurmak isteyenler olursa, öncelikle evinizde yapabildiğiniz kadar yapın ne zamanki evinize sığamıyorsunuz ve her gün artık aynı standartta ürün çıkarabiliyorsunuz o zaman korkmayın. Evdeki portföyünüz sizi korur, eğer ürünlerinizde değişmezse artarak devam eder” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

Alıntı Metni

Kaynak: Milliyet Yaşam

By admin

Bir yanıt yazın