
Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Yalnız ve peluş oyuncağına sarılmış uyuyan bir bebeğin videosu sizi ne kadar hüzünlendirir? Peki bu bir maymun olsa ve peluş bir maymuna sarılıp uyusa? Çevresindeki diğer maymunlar onu istemese? Yalnız başına geri dönemeyecekmiş gibi dağlara yürüyen penguen, çaresiz ve sel suları üzerinde bir tahta parçasının üzerine hayata tutunan bir horoz ve birlikte yaşadığı makak maymunları tarafından dışlanan 7 aylık minik maymun Punch… Hepsi de videolarıyla sosyal medya kullanıcılarının vicdanınız sızlattı, bazılarının gözlerinden süzülen yaş ekranları bile ıslattı. Hatta Punch’ın sarıldığı maymunun üreticisi olan İsveçli mobilya ve dekorasyon ürünleri markası stoklarda maymun oyuncağının tükendiğini bile açıkladı. Neler oluyor? Son 1 ayda sosyal medyada yayılan ‘üzücü’ hayvan videoları arkasında daha üzücü, hatta korkutucu bir şeyler olabilir mi? Minik maymun Punch’ın yaşadığı dışlanma ve şiddet bir ömür onun peşini bırakmayacak travmaları tetikleyebilecek ve tek seferlik yaşamında ona hayatını zindan edebilecekken, insanların duygularını sömürüp para veya ‘tıklanma’ karşılığı buna hiç müdahale edilmemesi normal mi? Hasvet Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Veteriner İç Hastalıklar ve Psikoloji Uzmanı Prof. Dr. Tamer Dodurka,Punch, horoz Wilson ve ‘nihilist penguen’ videolarının perde arkasını, insan ve hayvan psikolojisi ışığında Milliyet.com.tr’ye anlattı.

SEVİMLİ DEĞİL, PUNCH’IN ÖMÜRLÜK YARASI! ‘İNSANİ DUYGULARI SÖMÜRÜYORLAR’
Hayvan videoları her ne kadar sevimli ve ilgi çekici görünse de onların bu duygusal ya da aslında pek de olumlu olmayan görüntüleri hayat boyu birer yara olarak kalabilir. Çünkü sevgi, sarılma ya da insan ve hayvan arasındaki dokunsal bağ bizler için ‘tatlı’ görünürken, arkasında büyük bir yalnızlık taşıyabilir. Bunun en önemli örneklerinden biri de 7 aylık maymun Punch’ın, bir bakıcısıyla diğerlerine oranla daha fazla bağ kurması ve onun vücuduna minik bedeniyle tırmanmasıdır. Punch benzer bir bağı yanından ayırmadığı oyuncak maymun için de kurmuştur. Ancak bu Prof. Dr. Tamer Dodurka’ya göre sosyal medyada servis edildiğinde insani duyguların, hayvanların olumsuz durumlarıyla sömürülmesi anlamına geliyor. Prof. Dr. Dodurka, peluş maymun, Punch ve insan arasındaki etkileşimi şöyle açıklıyor:

Peki aynı duyguları niçin bir insan yavrusu yerine maymun yavrusuna hissediyoruz? İnsanların bu kadar duygusal etkiler bırakmayan olumsuz durumlar içerisine girmeleri sonucu, bizler neden Punch’a duyduğumuz merhameti duyamıyoruz? Prof. Dr. Dodurka bunu, “Hayvanlar insanlar tarafından haksızlığına uğrayan, yaşam alanları işgal edilen, eziyet ve zarar gören varlıktır. İnsanlar ise karmaşık, güvenilmez, zarar veren ve kendilerini doğa üzerinde güçlü gören taraftadır. Hayvanları zihnimizde böyle kodlanmışsa onları acı çekerken görmek empati duygularımızı uyandırır. Beynimizin bir tarafında yer etmiş olan ‘güçlü olanın zayıfı koruması gerektiği’ duygusu tetiklenir. Hele ki hayvanları bebek ve çocuklara benzetiyor olmak özellikle kadınlarda empatiyi doruğa çıkarır. İnsan olarak birbirimizin acılarına şahit olduğumuzda bizi en çok dehşete düşüren karşıdakine acımaktan daha da önemlisi ‘ya benim de başıma gelirse’ kaygısıdır. Empati her zaman kurulmaz, zihinsel mekanizmalar devreye girer ve karşımızdaki acı duyarken biz, ‘o acaba bunu hak etti mi, orada ne işi vardı, evinde otursaydı ya, o hangi grubun üyesi, hatta siyasi görüşü neydi vb.’ sorular aklımıza gelebilir. Empatiden uzaklaştıran bu sorular hayvan için düşünülmez. İnsanlar sıklıkla hayvana acıyanlar için ‘insana bu kadar üzülmezsiniz, insana bu kadar değer vermezsiniz’ diye sitemde bulunsa da aslında bu durum insanların hayvanlara daha çok değer verdiği anlamına gelmez” diye açıkladı.

PENGUEN, HOROZ VE MAYMUN! YALNIZLIĞIN OYUNCAĞI YOK SATILIYOR
İsveçli mobilya ve ev eşyası üreticisi dünyaca ünlü bir markaya ait oyuncak maymun, Punch için bir güvenli alan, sığınma noktası olmuştu. Bu oyuncağı minik maymunun yanından ayırmadığını gören pek çok kişi, siparişleri birbiri arkasına yığmış, stokları tüketmişti. Öyle ki Punch’ın yalnızlığının sembolü olan bu ‘acı’ oyuncak, ‘tatlı gülümsemelere’ bile neden olmuştu. Singapur’da stokları biten oyuncak, Japonya, ABD ve Güney Kore’de de bitmişti. Dünyaca ünlü marka ise stokların ancak 2 Mart’tan itibaren yenileneceğini duyurmuştu. Prof. Dr. Tamer Dodurka oyuncağın perde arkasında yatan acıyı, “Son dönemde özellikle sosyal medyada yayılan penguen, horoz ve maymun videoları çoğunlukla kayıp, terk edilme, annesinden ayrılma ya da dışlanma temalarını kapsıyor. Doğada birçok hayvan annesinden ya da sürüsünden ayrılmak zorunda kalabilir. Ancak hayvan yalnızlık duygusunu insan gibi yaşamaz. Burada duygular değil biyolojik mekanizmalar devreye girer. Çünkü yalnız kalan hayvan aslında yaşam mücadelesinde yalnız kalmıştır. Buna ilişkin anksiyete ve korku içindedir. Ancak videolardaki yansıma gerçekten çok farklıdır. Videonun amacı bilgi paylaşmaktan ziyade çıkar elde etmek için duygu sömürüsü yapmaktır. Örneğin Punch isimli maymunun oyuncağı şu an yok satıyor, fenomenler köşeyi dönüyor, hayvanat bahçesi ise ziyaretçi rekoru kırıyor” diye anlattı.
Harry Harlow deneyi
Son dönemde Punch dışındaki hayvanların yalnızlıkları ya da zor durumda oldukları videolar da ortaya çıkmıştı. Bir filmin repliğinin videoda kullanılması ve görüntüdeki horozun selde bir tahta üzerinde sürüklenirken belki de hayatının son anlarını yaşıyor olması, sosyal medya platformlarında ‘eğlenceli’ yorumları beraberinde getirdi. Bazı izleyiciler, duygulandıklarını ve çok üzüldüklerini belirtse de, artık video bambaşka sonuçlara neden olmuştu. 1950 ve 1960’larda Harry Harlow tarafından yapılan maymun deneyinde, telden yapılmış bir maymun gövdesi ve telin üzerine yumuşak bir kumaş geçirilmiş maymun gövdesi tasarlanmıştı. Deneyde, gerçek bir maymunun hangi maketi seçeceği ve bunun nedeninin ne olduğu sorularına yanıt aranıyordu. Sonuç ise tıpkı Punch’ın yaptığı seçime benziyordu. Prof. Dr. Dodurka, o videolardaki her hayvanı ve hissettiklerini ayrı ayrı şöyle değerlendirdi:
“Özellikle penguenler insanlar üzerinde çok etkileyici. Bu nedenle penguen animasyonları çok yerde kullanılıyor. Dik ve iki ayaklarıyla adımlar atarak yürüyen bir hayvan, insanın kafasında hayvanı insanlaştıran bir anlam üretir. Hele ki hep kalabalık sürüler içinde görmeye alışkın olduğumuz pengueni yalnız görmek onu terk etmişler gibi algılatır. Onun tek başına yaşaması mümkün değildir ve bu sevimli hayvanı ölüm beklemektedir. Horoza bakarsak, toplumda horoza cinsiyetçi bir bakış açısıyla bakılması yaygındır. Birçok videoda gördüğümüz gibi horoz erkek olduğu için tavizsizdir, kovalayıcıdır, başı diktir, sürünün güçlü bir lideridir. Güçten düştüğü zaman ise statüsünü kaybeder ve bu tür insanların gözünde dramatik bir durumdadır, liderliğini kaybetmiş, mutsuzdur, acınacak hatta aşağılanacak haldedir. Oysa hiçbir hayvan lider olmaktan dolayı gurur duymaz ya da ekstra bir mutluluk duymaz. Onlardaki liderlik onur verici bir makam değildir. Liderliğini kaybetmek ona üzüntü vermez ama biyolojik mekanizmaların devreye girmesiyle liderlik için mücadele eder. Maymunları ele alırsak, anne-yavru ilişkisi hayati derecede güçlüdür. Özellikle süt emme döneminde ‘anneye bağlanma ihtiyacı’ dediğimiz çok önemli ihtiyaç ortaya çıkar. Normalde doğumdan sonra sürekli anneye temas eder, anneye tutunur, anne kokusu ve kalp atışıyla sakinleşir. Anne yoksa yavru beyni ‘güvenli bağlanma nesnesi’ arar. Yumuşak, tüylü bir peluş bu boşluğu kısmen doldurabilir. Bu durum, insanlarda görülen geçiş nesnesi kavramına benzer. Ya da Kondrad Lorenz’in gösterdiği ördek yavrularının yumurtadan çıkar çıkmaz rastladıkları ilk hareketli objenin peşinden gitmesi gibi… Bu nedenle bu makakın peluşa tutunması bu yaş için nörobiyolojik olarak şaşırtıcı değildir.”

PUNCH İÇİN KRİTİK EŞİK: ‘AGRESYON GÖZ TEMASIYLA BAŞLIYOR’
Punch bir gün büyüyecek de olsa yaşadıkları hafif etkiler bırakmayabilirdi. Tıpkı insandaki gibi, onun da büyüme ve gelişim dönemlerinde yaşadıkları, kendisi üzerinde iz bırakabilir. Ancak Punch için kritik eşiğin henüz atlanmadığını düşünürsek, minik maymunun en az psikolojik hasarla kurtulması için hala yapacak bir şeyler olduğuna sevinebiliriz. Çünkü Prof. Dr. Tamer Dodurka’ya göre, “Bu türdeki maymunlarda sütten kesilme genelde 6-12 ay arasında olur. Doğada bu yaşta yavru hâlâ anneyle yakın temas halindedir. Bu dönem bağlanma dönemidir. Bu dönem içinde bağlanma azalarak biter. Eğer sosyal entegrasyon başlarsa yani güvenli bir grup bulursa, arkadaşlarıyla oyun davranışı artarsa, hele ki bir sütanne bulursa daha önce bırakır. Ama eğer şiddet görmeye devam ederse, sürekli sosyal dışlanma yaşarsa bu bağlılık iki yaşa kadar sürebilir. Hatta kronikleşir ve takıntı haline gelebilir.” Peki Punch’ı yaşadığı şiddetten koruyacak en önemli hamle ne?
Kaynak: Milliyet Yaşam
