
DERLEYEN: BETÜL YASEMİN KÖKBEK –18. yüzyıl Londra’sında yoksul bir marangoz çırağından halkın konuştuğu bir fenomene dönüşen Jack Sheppard, kısa süren hayatına rağmen İngiliz suç tarihinin en çarpıcı figürlerinden biri oldu. Sheppard’ın hikâyesi yalnızca bir hırsızlık serüveni değil, aynı zamanda dönemin adalet sistemi, medya kültürü ve halk psikolojisi hakkında da önemli ipuçları barındırıyordu. Jack Sheppard bir kahraman mıydı yoksa usta bir hırsız mı?

ONU GÖRMEK İÇİN PARA ÖDEDİLER
Takvimler 1702 yılını gösteriyordu. Londra’nın Spitalfields bölgesinde doğan Jack Sheppard, genç yaşta marangozluk eğitimi aldı. Ustalık gerektiren kilit ve ahşap işçiliği bilgisi, ileride onu ünlü yapacak kaçışlarının temelini oluşturacaktı. Henüz 20’li yaşlarının başındayken küçük çaplı hırsızlıklara karıştı ve 1724 yılı boyunca defalarca kez tutuklandı. Onu sıradan bir suçludan ayıran şey, yakalandıktan sonra gösterdiği olağanüstü kaçış becerisiydi. Sheppard, Londra’nın en korkulan hapishanelerinden biri olan Newgate Prison’dan birden fazla kez kaçmayı başardı. Zincirlerinden kurtulması, hücre kapılarını sökmesi ve dar pencerelerden tırmanarak kaçması dönemin gazetelerinde geniş bir yer buldu. Özellikle ağır demir prangalarla tutulduğu bir hücreden kendin has basit bir tektikle kaçtığı anlatısı, onu halk gözünde neredeyse ‘yenilmez’ bir figüre dönüştürdü. Hapishane kaçışları Londra’da adeta merakla takip edilen bir serüven haline geldi. Halk o yıllarda Newgate’e akın ediyor, Sheppard’ı görmek için para ödüyordu.

Sheppard’ı bu yola iten ne olursa olsun, o yıllarda yalnız değildi. Britanya’nın denetimsiz ticari ve sömürgeci genişlemesi, birçok işçi sınıfı insanını toplumun kenarlarına itiyordu ve böylece hırsızlık ve haydutluğun yaygın olduğu bir atmosfer ortaya çıkmıştı. Bu sırada Londra’da gangster olarak bilinen Jonathan Wild isimli kişi organize suç yoluyla muazzam bir servet biriktiriyor kendi suç örgütünü görmezden gelen veya ona direnen suç ortaklarını yetkililere ihbar ederek hırsız yakalayıcısı gibi hareket ediyordu. Yani resmî olarak suçluları yakalamakla görevli olan Wild’ın aynı zamanda suç ağlarını yönettiği biliniyordu. Sheppard’ın yakalanması da onun sayesinde olmuştu ve yeniden kaçması da Wild’ın otoritesini zedelemişti. Bu mücadele, Londra kamuoyunda büyük ilgi gördü ve Sheppard’ın popülerliğini artırdı. Dönemin basın organları Sheppard’ı bir tür ‘anti-kahraman’ olarak sunarken, bazı yazarlar onun hikâyesini romantize etmiş ve onu yüceltmişti.

KARDEŞİ İHBAR ETTİ, ÖLÜMÜNÜ BİNLERCE İNSAN İZLEDİ
Ancak bu hızlı yükseliş trajik bir sonla noktalandı. Sheppard sonuncu kez hapse girdiğinde, bu zekice bir polis çalışması yüzünden değil, ihanet yüzünden olmuştu. Hırsızlık yaptıktan sonra onu ihbar eden, kendi canını kurtarmak için Sheppard aleyhine ifade veren öz kardeşi Thomas oldu. Bu sefer gardiyanlar hiçbir riske girmek istememiş ve kaçmasını önlemek için onu yere zincirlemişti. Takvimler 16 Kasım 1724’ü gösterene kadar gece gündüz gözetim altında tutuldu ve Londra halkının büyük beklentisiyle Tyburn’deki halka açık darağacına götürüldü. 16 Kasım 1724’te Londra’daki Tyburn’da idam edildiğinde henüz 22 yaşındaydı. İnfaz günü on binlerce kişinin toplandığı, kalabalığın Sheppard’ı görmek için sokakları doldurduğu aktarılıyor. Ölümü bile bir gösteriye dönüşmüş, adı ölümünden sonra daha da büyümüştü.
Londra’da idamları izlemek günlük hayatın bir parçası olsa da, Sheppard’ın infazı özellikle görkemliydi ve 75 yılın en büyük kalabalığını çekmşişti. Sheppard’ın popüler itibarı, ayrıca kaçış yeteneği onu işçi sınıfının kahramanı yaptı. Jack Sheppard’ın hikâyesi, 18. yüzyıl Londra’sında suç, medya ve halk algısının nasıl iç içe geçtiğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak hafızalara kazındı.
Kaynak: Milliyet Yaşam
