Cts. Eki 31st, 2026

154 yıldır çözülemeyen kayıp! Gerçek sanılıp 'Sherlock Holmes' diye anıldı: Güvertedeki 8 ipucu

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Amazon isimli gemi 1861 yılında inşa edildiğinde ona emek veren herkes denizler aşıp dalgalarla savaşacak sıradan bir gemi inşa ettiğini sanıyordu. Oysa o şimdilik Amazon, sonra Mary Celeste ve nihayetinde 154 yıldır çözülemeyen bir gizemdi. O dönemde gemi doktorluğu yapan 24 yaşındaki Sir Arthur Conan Doyle’un ilk öykülerine ilham olacak gemi açıklanamayan pek çok soru bırakacaktı. O günden sonra sorulacak her sorunun cevabını bir tek Atlas Okyanusu biliyordu. Kulağa mantıksız gelen, yaşama dair umut vadeden, dünyanın en büyük su kütlelerinde bir iz aratan Mary Celeste, yıllarca gerçek sanılan bir efsanenin de fitilini ateşlemek üzereydi. Arthur Conan Doyle’un yazdığı öykü gazetelerde yayınlanıp gerçek olay örgüsü zannedilecekti. Halbuki ne Doyle, ne terk edilmiş Mary Celeste’yi bulan 2 kişi ne de yıllarca araştırıp gemidekilerden iz arayan uzmanlar gerçekleri bilmiyordu. 154 yıldır devam eden bir gizemin aralanmayan sır perdesi günümüzde James Delgado gibi pek çok uzmanın araştırmalarında yer etse de bir sonuç ortaya konamamıştı.Peki geminin çözülemeyen gizemini ve cevap bekleyen akıbetini, ilk bulunan 8 ipucu aydınlatmaya yeter mi?


AMAZON’DAN MARY CELESTE’YE! SIR GEMİ LİMANA SON KEZ EL SALLADI

Mary Celeste’nin başından beri karanlık bir kaderi ve bugün bilinen adını alana kadar karanlık bir geçmişi vardı. Önceleri ismi Amazon olan gemi, peş peşe elen pek çok talihsizlik yaşamıştı. İlk kaptanını ani şekilde hastalanmış ve sonunda hayatını kaybetmişti. Bu kayıp mürettebat için yeterince acıyken bir de Manş Denizi’ni geçtiği esnada başka bir gemiyle çarpışma yaşanmıştı. Birbirini kovalayan talihsizlikler Amazon’u Mary Celeste ismiyle değiştirmişti. Ancak bir isim değişikliği geminin makus kaderini değiştirmiyordu. Bundan sonra da açıklanamaz gizemler, kayıplar ve cevapsız sorular ahşap ve bakır kullanılarak inşa edilen geminin peşini bırakmadı. Öyle ki dünyanın en önemli yazarlarından Sir Arthur Conan Doyle’un Sherlock Holmes’i yaratmak için çıktığı yol bile Mary Celeste’nin gizemli kaderinden esinlenmesiyle başlayacaktı. 1861’de Spencers Adası’nda inşa edilen gemi, 7 Kasım 1872’de New York’tan Cenova’ya doğru yola çıkmış bol miktarda erzak ve alkol yükü ile yola çıkmıştı. Terk edilmiş halde bulunduğunde erzak ve yük tamamen sağlamdı. Kaptan Briggs son derece tecrübeli ve iyi bir denizciydi. Bu nedenle düşünmeden ya da yüksek risk içeren herhangi bir maceraya adım atmazdı. New York’tan Cenova’ya uzanan yolda da birkaç kez tedbiren hava durumun belirsizliğinin geçmesini bekleyerek uğradığı limanlardan ayrılmıştı. Ancak kasım ayının son günlerinde her ne olduysa eşi ve kızının da bulunduğu gemi yalnızca bir filikası kullanılarak terk edilmişti. Oysa gemi terk edilmeyi gerektirecek bir hasar almamış, erzak ve yük sapasağlam korunuyordu.

Alıntı Metni
Atina’nın hayalet silahları | SELAMSIZ ORDUSU!

Sir Arthur Conan Doyle, ailesi ve Mary Celeste

SÜRÜKLENİRKEN FARK EDİLDİ: 8 İPUCUYLA LİMANA ÇEKİLDİ

Atlas okyanusu en hüzünlü gemi kazalarının, en çok iz bırakan deniz facialarının yaşandığı dev su kütlesiydi. Bazen savaşlar bazen kazalar yaşanmış yüzlerce insan burada kaybolmuştu. Bu kez uzaklarda, Azor Adaları’nın açıklarında tahta ve bakır gövdeli bir gemi sürükleniyordu. New York’tan 1 ay kadar önce ayrılan Oliver Deveau ve John Wright bunu fark etmiş ve Mary Celeste’ye ilk adım atanlar olmuştu. Gemide kimse olmadığı gibi bir hasar da yoktu. Ancak ortalık dağınıktı, birileri alelacele burayı terk etmişti. Ellerinde ise ne görgü tanığı ne de bir bilgi notu vardı. Sadece 8 ipucu Mary Celeste’nin mürettebatı ile ilgili ince bir ışık yakıyordu!

Mary Celeste Deveau ve Wright tarafından bulunduğunda gemide kimse yoktu. Ana ambar kapağının üzerinde normalde saklı tutulan bir bot bulunuyordu. Bu ilk izler, mürettebatın gemiyi terk etmiş olabileceğini düşündürmüştü. İşte tam da burada yeni sorular soruluyor ve en kritik cevap geminin neden terk edildiğinde yatıyordu. Geminin yelkenleri kısmen açılmıştı olsa da yelkenler ve donanım hasar belirtileri vardı. Baş ve kıç bölümündeki kargo ambar kapakları kaldırılmış ve güverteye bırakılmıştı. Geminin iki pompasından biri kısmen sökülmüştü ve yakınında bir derinlik ölçme çubuğu bulunmuştu. Bu çubuk, geminin ambarındaki veya tanklarındaki sıvıların derinliğini ölçmek için kullanılıyordu. Bunlar ani bir şey yaşanmış olduğunu, sıvı artışı ya da azalmasının ölçüldüğünü düşündürüyordu. Su girişine bağlı hasar dışında, mürettebatın eşyaları sağlamdı. Eksik olan tek şey geminin evrakları ve Kaptan Briggs’in navigasyon aletleriydi. Yani bu önemli ve gemiyle mürettebatın kaderini belirleyen eşyalar olmadığına göre gemi kasten terk edilmiş olabilirdi. Garip bir şekilde, kayıt defterinde 25 Kasım sabahına ait son bir not bulunmuştu. O gün ise takvim yaprakları 4 Aralık’ı gösteriyordu. Kaptan kamarasına bir kılıç da yerleştirilmişti. İlk bakışta dışarıdan bir saldırıyı düşündüren bir iz olsa da Deveau ve Wright herhangi bir şiddet izine rastlamamıştı. Kaptan Briggs’in bir şeylerin ters gittiğini düşünerek gemiyi terk emri verdiği düşünülse de Mary Celeste’ye ne olduğu 154 yıldır tam bir muamma.

Mary Celeste ve mürettebatı için yapılan anıt

GEMİ DOKTORUYDU, MARY CELESTE İLE DÜNYACA ÜNLENDİ! SHERLOCK HOLMES’LE TANINDI

Sir Arthur Conan Doyle, herkes tarafından polisiye romanlarıyla tanınmıştı. Öyle ki Sultan II. Abdülhamid kendisinden imzalı romanlar alır ve okumayı çok severdi. İşte o romanların, hatta bugün filmleri ve dizileri çekilen kurgusal karakter Sherlock Holmes’ün bir gemi doktoru olan Arthur Conan Doyle tarafından yaratılmasının temellerinde Mary Celeste yatıyordu. Doyle, ilk öyküsünde ‘Marie Celeste’ ismine yer vermiş ve bu çok beğenilince öyküler zamanla romana dönüşmüştü. Sherlock Holmes’in de dahil olmasıyla polisiye türünde dünyanın en ünlü yazarlarından biri Doyle olmuştu. Peki Kral VII. Edward tarafından şövalye (Sir) unvanına layık görülen Arthur Conan Doyle’u bu kadar etkileyen ve kariyerini bambaşka bir boyuta taşıyan Mary Celeste detayı ne olabilirdi?

24 yaşındaki Arthur Conan Doyle’un o dönemde gemi doktorluğundan ilk kez yazarlık serüvenine geçiş tecrübesi olmasına rağmen, Marie Celeste’nin başrolünde olduğu öyküsü yıllarca gerçek bir rapor ya da ifade olarak kabul edilmişti. Doyle’un öyküsü kurgu olsa da gerçek bir hayatta kalama olayına tanıklık etmiş birinin ağzından mükemmel şekilde yazılmıştı. Sıcak çayı, yarım yenmiş yemekleri, tıkırdayan saati ve dokunulmamış cankurtaran botlarını öyküsüne ekleyen Doyle, gizemi tam teşekküllü bir intikam planıyla çözüyordu. Mürettebatı öldüren ve gemiyi Afrika’ya doğru yönlendiren kurgusal bir kötü adamı hikayeye dahil etmişti. Üstelik gazeteler tamamen kurgu olan bu hikayeyi haber olarak yayınlamaya başlamış ve pek çok kişi yazılanların gerçek olduğuna inanmıştı.

Alıntı Metni
Atina’nın hayalet silahları | SELAMSIZ ORDUSU!

Kaynak: Milliyet Yaşam

By admin

Bir yanıt yazın